Kayıtlar

Hazan Sancısı

Resim
Şükür ki, ılıman kuşakta yaşıyoruz ve bu sayede dört farklı mevsimin de tadını çıkarabiliyoruz. Her mevsimin kendine göre sıkıntıları ve güzellikleri var. Ama ben Nasreddin Hoca gibi baharları daha çok seviyorum. Hele ki sonbaharı. Sonbaharı birçok insan farklı sebepten seviyor olabilir; çiftçi hasadını aldığından, öğrenciler/öğretmenler arkadaşlarına/öğrencilerine kavuşacağından vs. Sonbaharı neden sevdiğimi tam kestiremiyorum. Gün batımını da seviyorum aynı sebepten. Sanki bitişin melankolik havasını solumanın keyfinden. Sanki, Yahya Kemal’in dediği gibi teşrinlerin (Ekim-Kasım) hüznü iliklere sinip ölümü çağrıştırdığından. İklimin insanın zihin ve ruh hali üzerinde derin etkileri olduğu herkesin kabulüdür. Kimilerinde bu etki gece gündüz farkı kadar belirgin olabilmektedir. İklimin olağan parçası olarak mevsimsel değişimlerin de bazı insanların hayattaki aktivitelerine tesirleri ciddi cihette mümkün olabilir. İklim bazen veriminizi düşürür, şevkinizi kırar, bazen de...

Davutoğlu Parti Kuracak mı, Kurmalı mı?

Resim
Şu aralar siyasetin en hararetli gündemlerinden birisi sağ cenahta, daha doğrusu muhafazakâr sağ cenahta kurulması beklenen yeni parti. Bu partinin nasıl, ne zaman ve kimler tarafından kurulacağına dair spekülasyonlar sürüp giderken bu konudaki bazı analizlerimi paylaşmak istedim. Ak Parti’de bir tavsama olduğu malum. Dolayısıyla içeriden, yani tabandan muhalif söylemler giderek çoğalıyor. Ancak elle tutulur bir muhalefet olmaması hem Ak Parti, hem de Türkiye için ciddi bir problem. Bu açığa istinaden Ak Parti’yi zorlayacak bir muhalefet partisine ihtiyaç var. Ama madalyonun diğer yüzüne baktığımızda önümüze ilginç ve farklı gerçekler çıkıyor. Muhalefet bayrağını taşımaya aday öne çıkan üç isim var karşımızda; Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan. Abdullah Gül’ün genel siyasi tavrı gerek politik dünyada, gerekse tabanda çok teveccüh görmüyor. Cumhurbaşkanlığı yapmakla zirveyi görmüş bir isim. Yani altında bir pozisyon kesmez. Diğer taraftan bir seçime girip kaybet...

El-Muktedir

Resim
Arapça’dan Türkçe’ye geçmiş bir kelime: muktedir. Bir şeyi yapmaya gücü yeten manasında kullanıyoruz. Fakat diğer taraftan Allah’ın isimlerinden birisi. İsmail Kılınç Allah’ın sıfatlarından biri olarak El-Muktedir için “ Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi” tanımlamasını yapmış. Sizi bilmem ama ben bilim ve teknoloji geliştikçe, kıs kıs gülerek, her geçen gün insanın ne kadar aciz olduğunu idrak ediyorum. İnsanoğlu küçük beyniyle büyük icatlar yapma peşinde koştururken attığı her yeni adımda daha karmaşık, daha görkemli dünyalarla karşı karşıya geliyor. İnsanlar yeni şeyler keşfetmesin demiyorum elbette. Ama siz de bana biraz müsamaha gösterin ve gülmemi abes karşılamayın lütfen. Allah-u Teala yaradılışı öyle bir teori üzerine bina etmiş, kuralları öylesine insanüstü mekanizmalarla harmanlamış ki kendi arzu ve iradesinde bir olurluk yaratması için dilemesi yeterli hale gelmiş. Oldum olası Allah’ın penceresinden olaylara bakmaktan kaçınmış...

Okuma Miti

Resim
İlginizi çekebilecek diğer yazılar: Tarihi Süreçte Kadın Eskiyen Sensin Dostum Çanlar Bizim İçin Çalıyor

Beklenti Tuzağında

Resim
Umut etmek insanı hayata bağlar, ayakta tutar derler. Gerçekten de optimist ruh halimiz beynin modunu ve salgıladığı hormonları pozitif mecrada tutar. Bu da fizyolojik pek çok aktivitemizde sağlıklı işlerlik seviyesini korumamıza yardımcı olur. Umut etmekle beklentiye girmek arasında ruhsal iklim açısından çok az, ancak sonuçları itibarıyla sarsıcı farklar bulunur. Beklenti; kazanıldığında ödemesi önden alındığı için mutlu etmeyen, kaybedildiğinde ise ağır manevi bedeller ödemek durumunda kaldığımız ahmakça bir kumar türüdür . Şöyle düşünelim. Bir sınavdan çıktınız ve tam olarak hangi skoru alacağınızı kestiremiyorsunuz. Sınav sonucuyla ilgili beklentinizi, doğruluğundan emin olduğunuz cevaplarınızın bir gram üstüne çıkarmamanız gerekiyor. Emin olduğunuz o asgari skor gelirse bir mesele yok zaten. Ama daha yüksek bir skor alırsanız keyfini sürebilirsiniz. Bu akılı insanların hayatı karşılama yöntemidir. Bir de tersten bakalım. Doğru çıkmasını umut ettiğiniz cevapları da h...

Fırat'ın Doğusunda Bizi Neler Bekliyor (2)

Resim
İlk bölümü yayınladığım anda gündeme, bütün yazımın seyrini değiştirecek, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir twiti düştü. Şöyle diyordu Trump: “20 millik (≈32 km) güvenli bölge oluşturacağız. Türkiye Kürtleri vuracak olursa, kendilerini ekonomik olarak çökertiriz.” Güvenli Bölge (Medya Faresi haber sitesinden alıntılanmıştır) Trump’ın Suriye’deki askerleri geri çekme kararı bir oranda iç politikada seçmenlere eve dönüş jesti yapmaktı. Diğer yandan tüccar kafasıyla düşünen birisi olarak maliyetten kaçınmak istiyordu. ABD basınına göre Tayyip Erdoğan’ın ikna edici konuşmaları yüzünden bu kararı almıştı. Nihayetinde çekilme kararı neresinden bakarsanız bakın beklenmedik bir gelişmeydi. Trump’ın bu karardan sonra gerek iç bürokrasisi tarafından, gerekse diğer Batı devletleri ve medyası üzerinden ağır bir baskıya maruz kaldığını biliyoruz. Çünkü mevzu bahis olan demecinde Trump, sadece geri çekilmeden değil, aynı zamanda Türkiye’ye Suriye’ye girmesi için yol vermekten de dem vurm...

Fırat’ın Doğusunda Bizi Neler Bekliyor? (1)

Resim
Bugüne kadar gündeme dair neşrettiğim yazıların tamamında tabloyu kendimce net bir şekilde görüp, görüşlerimi iddialı bir biçimde dile getirdim. Arkasında durabileceğim güçlü argümanlarım vardı. İlk kez belirsizliklerle dolu bir konu hakkında yazacağım. Aslında bir bakıma yazarken sizinle beraber beyin jimnastiği yapıp, olanı biteni yerli yerine oturtmaya çalışacağım. Yazıyı okuyan okurlarımdan istirhamım; yazının yorum bölümüne düşecekleri notlarla, hem bana hem diğer okurlarıma ışık tutacak bilgi ve düzeltmelerle resmin netleşmesine katkıda bulunmaları. Evet, önümüzde devasa bir gündem var; Türk ordusu Fırat’ın doğusuna yönelik bir operasyona hazırlanıyor . Bu operasyon belki de onlarca senedir Irak ve Suriye’de süregelen kargaşa zincirinin son önemli halkası olacak ve sonrası masada siyaset ve diplomasi yoluyla çözülmeye çalışılacak. Suriye İç Savaşı’nda, uzunca bir dönem vekalet savaşlarına şahit olduk ve sonrasında esas aktörler sahaya indi. Çünkü vekalet savaşları ...

(9) Nasıl Mı?

Resim
Bu yazıyı kaleme aldığım sürecin sonlarına doğru hiç beklenmedik bir gelişme oldu. Neredeyse kurulmasına kesin gözle bakılan, Suriye’deki kürt devleti hesaplarının köküne kibrit suyu döküldü. PKK’nın sarsılmaz hamisi olan ABD, bölgeden çekilme kararı aldı. Türkiye’ye de “meydan senindir” dedi. Olağanüstü bir gelişme daha olmazsa PKK’nın gelecekteki varlığı bile artık soru işaretleriyle dolu. Tüm bu gelişmelere rağmen mevcut sorunumuz yok olmuş veya olacak değil. Yani PKK tümüyle yok edilse bile kürtlerin izzeti nefislerine ağır gelen bugünkü ortamı kıramazsak, bu yara için için kanar ve elbet bir gün yeniden önümüze düşer. “Kazanılmamış özgürlük mücadelesi yoktur.” Bunu Bosna için söyler dururduk. Kürtler kendilerini özgür ve onurlu hissetmedikçe bu kavga sürecektir, ayrılık da kaçınılmaz olacaktır. Maslahatı idare edecek palyatif çözümler yerine bir daha asla başımızı ağrıtmayacak, kökten, sadre şifa reformlar yapmalıyız. Kürtlerle devletin ve türklerin barışması ve tekrar ...