Aşkın ve Şaşkın
İnsanın şuuru kemale erince önüne devasa bir soru düşer. Kendisinin farkında olmanın, bilinçlenmenin kaçınılmaz uzantısıdır bu sual; ben kimim, neyim ? Sonsuz evrenin bir yerlerinde, orta ölçekli bir gezegende, kendi iraden dışında hayat bulmuşsundur. Yaşadığın fiziki şartlar, iklim, sosyal ortam içerisinde sahip olduğun beden, akıl ve ruhla bir var olma savaşı veriyorsundur. Kendimize yönelttiğimiz bu soruyu zamanla diğer insan ve maddelere, nihayetinde bütün evrene teşmil ederiz; “Tüm bunlar, bu olanlar nedir, bir sahibi, bir sebebi var mıdır?” Aslına bakarsanız bu arayış, kendimizi ve hayat yolculuğumuzu anlamlandırma gayretinden başka bir şey değildir. Hayat yolculuğuna çıkan her ölümlü de, er ya da geç din ve yaratıcı kavramlarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Tarihi süreçte, mezkur derde derman olma iddiasında çok sayıda felsefi akım ve din neşet etmiş. Bunların bir kısmı insan aklı ve tasavvuru üzerinden resmedilen inanç ve ritüel dizgesiyle piyasaya sürülmüştür. İnsanın evrendeki y...