Kayıtlar

Erdoğan’ın Ekonomideki Çelişkiler Zinciri

Resim
Etyen Mahçupyan 3 Aralık 2021 tarihinde bir yazı yayınlayarak Erdoğan üzerinden ekonomi ve siyaset analizleri yapmış. Zeki ve kalemi güçlü bir isim olduğundan açıklamaları ilk bakışta ikna edici gibi duruyor. Ancak arkasını önünü iyi irdelediğimizde çok şeyi gözden kaçırdığını görebiliriz. Entelektüellerimizin en büyük açmazı bu; kendi steril ortamlarından halk üzerine değerlendirmeler yapmaları. Hem sosyolojik, hem psikolojik kodlara vakıf değiller. Bunlar zayıf olunca, ekonomi ve siyasetin duayeni de olsanız yorumlarınız yanlış değerlendirmelere kapı açacaktır. Mahçupyan devletin daha doğrusu iktidarın farklı unsurlardan müteşekkil bir koalisyon olduğunu, Erdoğan’ın bu iktidarın siyasi ayağındaki aktörü olduğunu belirtmiş. Ayrıca son dönemdeki ekonomik politikaların planlı bir projenin parçası olduğunu, Erdoğan’ın zora giren sonraki seçimleri bu operasyonla aşmaya çalıştığını ifade etmiş. İlk açıklamaya katılıyorum. Ancak ikincisi ile alakalı şerhlerim var. Son birkaç hafta içe...

Ak Parti'nin Ekonomi Politikaları (4)

Resim
Türkiye’nin ekonomisini dünya ekonomisiyle karşılaştırarak gidersek daha doğru bir değerlendirme yapmış oluruz. 1996 yılında dünyada kişi başına düşen ortalama gelir (Dünya Bankası’nın Atlas Metodu’yla yaptığı hesaplamalara göre) 5.495 dolardı. Ak Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılı sonunda ise 5.433 dolara gerilemişti. Yani dünya altı yıl boyunca ekonomik olarak büyüyememişti. Tam Ak Parti’nin iktidara geldiği sene başlayan ve 2013 yılına kadar süren küresel büyümeye şahit olduk. Bu, Erdoğan’ın pek çok kez tanıklık ettiğimiz talihlerinden birisidir. Dünya ortalama geliri bu 11 yıllık süreçte tam iki katına çıkmış ve 10.886 dolar olmuştur. Aynı dönemde Türkiye’nin 2002’de 3.590 dolar olan kişi başına milli geliri 2013’de 12.600 dolara yükselmiş ve üç katına çıkmıştır. Hakkaniyetli olmak açısından pandemi sürecini dışardıda tutmak istiyorum. Bu yüzden 2013’den 2019’a kadarki aralığa göz atalım. 2019’da dünyada kişi başı gelir ortalaması 11.553 dolara yükselmiş durumda. Türkiye’nin kişi...

Türkiye Müslümanlarının Kimlik Meselesi

Resim
Osmanlı ve Türkiye’de son iki buçuk asırdır kimlik kavgası yaşanıyor; Batılı gibi mi hareket etmeliyiz, Doğulu gibi mi? Şeriat çerçevesinde mi yaşamalıyız, sekülerleşmeli miyiz? Gelenekçi mi kalmalıyız, modern mi olmalıyız?... Batı’nın medeniyet savaşını kazandığı artık reddedilemez bir gerçek haline gelince, hiç olmazsa asli kimliğimizi bozmadan yeni dünya düzenine uyum sağlayalım derdine düşen son dönem Osmanlı aydınları, bu konuyu ele alan çok sayıda çalışma yapmış, görüş bildirmiş. Bu isimlerden en öne çıkanı da Ziya Gökalp olmuş. “Hars” ve “medeniyet” ayrımı yapan Gökalp, harsı kendi kültürümüz ve geleneğimiz olarak tanımlayıp buna sadık kalmamız gerektiğini savunmuş. Medeniyeti de insanlığın ortak birikimi kabul edip, başta bilim ve teknoloji olmak üzere bu konudaki tüm gelişimleri alıp bünyemize katmamız gerektiğini belirtmiş. Bu işin yalıtık bir şekilde mümkün olabileceğine dair kurduğu hayale de pek çok kişiyi inandırmış. Milli sosyoloğumuzun o günü kurtaran doktrinlerinin bug...

Türkiye Cumhuriyeti’nin Altı (5+1) Sembol Camii

Resim
Osmanlı Devleti Selimiye, Süleymaniye, Sultanahmet gibi ihtişamlı camilerle bu topraklara İslam nişanelerini dikmişti. Oysa Türkiye Cumhuriyeti uzun süre orta ölçekli bir cami bile inşa etmedi. İhtiyaca binaen yapılan ve mimari vasıfları düşük diğer tüm camiler de vatandaşların kendi gayret ve himmetleriyle yapılmıştı. Bırakın yeni, estetik ve görkemli camiler yapmayı var olanı korumaktan acizdiler. Hatta camileri kapatmak, ahıra çevirmek ya da yıkmak gibi hasmane devlet politikalarına dahi şahit olunmuştu. İstiklal mücadelesine başlarken ve Misak-ı Milli çizilirken esas kriterimiz İslam’dı. 1. Dünya Savaşı’nın galipleri yeni Türkiye Cumhuriyeti için seküler devlet dayatması yapsa da, Cumhuriyet rejimi aheste bir yönelimle aslına rücu ediyor, milletin çizgisine yaklaşıyordu. Cami sadece namaz kılınan bir yer değildir. Birçok başka fonksiyonu olduğu gibi, bazı camilerin sembolik nitelikleri de vardır. Tıpkı farz olmadığı halde, semalarda yankılanmadığında yokluğu çok derinlerde hiss...

Kitabımız Çıktı, Hayırlı Olsun

Resim
Bir süredir üzerinde çalıştığım kitabım "Oğulların Babaları Ölmeli" Motto Yayınları'ndan okurlara sunuldu. Kitabı sipariş etmek isteyenler aşağıdaki linklerden herhangi birini kullanabilirler. Kırmızı Kedi      Kitap365      Kitap Yurdu      İmge      OdaKitap

Ak Parti'nin Ekonomi Politikaları (3)

Resim
Erdoğan iktidarının ilk yıllarında medya, TSK, yargı, bürokrasi ve sermaye ile mücadele etmek zorundaydı. Diğer yandan dışarıda Batı ve içeriden de Gülenciler (TSK, yargı, bürokrasi) tarafından destekleniyordu. Ancak ne olursa olsun güçlü bir halk desteği olmadan ayakta duramazdı. Bir sonraki seçimi alabilmesi için halkı yıllarca süren ekonomik buhrandan kurtarması gerekiyordu ve nitekim bunu başardı. Erdoğan iktidara geldiğinde döviz olması gerekenden zaten yüksekti. Merkez Bankası’nın faiz politikaları da dövizi baskılamak üzerineydi. Bu uygulamalar ikinci dönemde de aynen devam edecekti. Kurların olması gereken seviyeye gelmesini beklemek mantıklıydı. Ama yükselmesi gereken döviz sabit bırakılınca ihracatçıların işi zorlaşmaya başladı. Erdoğan’ın dış ticaretten sorumlu bakanı Kürşat Tüzmen’e düzülen methiyelere şerh düşmemiz gerekiyor. Evet 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatı 2008 yılında 132 milyar dolara kadar çıkarttı. Ama aynı dönemde ithalatımız da 51 milyar dolardan 2...

Ak Parti'nin Ekonomi Politikaları (2)

Resim
Ak Parti iktidara geldiğinde Merkez Bankası Başkanlığını Süreyya Serdengeçti yürütüyordu. Bir önceki başkan Gazi Erçel döneminde meşhur 2001 krizi patlamıştı. Bankacılık sektöründeki korkunç yolsuzluklar, beceriksiz hükümetler, koalisyonların yarattığı istikrarsız ortam ve 28 Şubat operasyonuyla sahada cirit atan emekli generaller ülkeyi batmanın eşiğine getirmişti. 22 Şubat 2001’de Merkez Bankası sert bir kararla lirayı dolar karşısında %56 devalüe etti. Aslında TL’nin bu türden ani değer kayıpları daha önceden de olmuştu. Mesela Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde, Nisan 1994’te iki günde %73 değer kaybı yaşamıştık. Ama o karar sonrası ekonomide taşlar nispeten yerine oturmuştu. 2001’de sular bir türlü durulmadı. Doların yükselişi durdurulamıyordu ve 8 ay içerisinde TL neredeyse 2,5 kat değer kaybetmişti. Çünkü gerçekte Türkiye’nin siyasi problemleri ve ekonomide yapısal sorunları vardı. Ülke devletin kontrolünden çıkmıştı. Parkinsondan mustarip başbakan Bülent Ecevit etrafındakil...